Sürdürülebilir Mimari nedir? Ne değildir?

1 Temmuz 2015
1802 Views

surdurulebilir-mimarlik Sürdürülebilir Mimari nedir? Ne değildir?Sürdürülebilir mimarlık, her ne kadar insana ve doğaya uyumlu kelimeleri ile tabir edilse de, insan faktörünün doğa ile uyumsuzluğu nedeniyle sadece doğa uyumlu demek daha doğru olabilir. Sürdürülebili mimari çalışmaların temel hedefi kaynak tüketimini minimum seviyeye indirmektir. Yani enerji tüketiminin mümkün olan en fazla oranını doğadan almak üzere yapılan mimari tasarımlardır.

Peki, sürdürülebilir mimari gerekli midir? Gerekli ise neden gereklidir? diye soran arkadaşlar hala varsa, şunu eklemekte fayda var. Karbondioksit salınımı, Hükümetlerarası Uzmanlar Grubu’nun hesaplarına göre yıllık ortalama 10 milyar ton. Bu hızda gidildiği takdirde 2099 yılında sıcaklık ortalamalarının 45 dereceleri (Santigrad) bulma ihtimali var. İnanmayan biraz Google ile araştırma yapsın, o bile yeterli olacaktır. Hadi hala üşenen varsa ben size genel üretim faaliyetleri ve neden oldukları doğal yıkımların ufak bir listesini vereyim.

Küresel ısınma veya iklim değişikliği – Fosil yakıtların atmosfere yaydıkları sera gazlarına ek olarak tarımsal ve endüstriyel faaliyetler.
Etkileri: Isı farklılıkları, sıklıkla karşılaşılan fırtınalar, çölleşme, tropik hastalıklar, okyanus akıntılarının değişmesi, deniz seviyesinin yükselmesi
Stratosferdeki ozon deliği – Stratosferde Kloroflorokarbon (CFC) gazlarının salımının sebep olduğu ozon tabakasında incelme, açılma.
Etkileri: Artan ultraviyole (UV) radyasyonunun sıklaşan kanser vakalarına neden olması, bitkilerin üretkenliğinin azalması, deniz yosunlarının ve yüksek irtifadaki biyolojik hayatın olumsuz etkilenmesi
Asit yağmurları – Genelde fosil yakıt kullanımından kaynaklanan sülfürik ve diğer madde yayılımlarının asidik çökelmelere neden olması.
Etkileri: Topraktaki metallerin çözülmesi ve dolayısıyla deniz canlıları ve bitkilerin zehirlenmesi
Su ötrofikasyonu – “Aşırı besleyici”lerin suya karışmasıyla artan yosunlaşmanın sudaki oksijen oranının düşmesine neden olması.
Etkileri: Balık ve diğer su canlılarının ölümü
Fiziksel müdahalelerle doğal hayatta değişim – Tarım, ormancılık, açılan yollar ve şehirlerin büyümesi ile habitat’ın fiziksel değişime zorlanması, yıkımı.
Etkileri: Biyo-çeşitliliğin yok oluşunun birincil sebebi
Ekolojik zehirlilik – Bitkilerin, hayvanların ve diğer canlıların zehire maruz kalmaları.
Etkileri: Çok çeşitli etkileri var.
Dumanlı sis ve hava kirliliği – Nitrojen oksit salımları ve Uçucu Organik Bileşikler (VOC) yer seviyesinde ozon üretirler. Diğer hava kirleticiler ise toz parçacıkları ve sülfür dioksit içerirler.
Etkileri: Artan sıklıkla karşılaşılan astım ve diğer sağlık sorunları
Sağlık bozucu maddeler – Kansere sebep vermeyen cilt tahriş edici büyüme engelleyici endokrin bozucular
Kanserojenler – Kansere neden olan maddelerdir. Genetik mutasyona sebep veren DNA’yı değişime zorlayan mutagenler. Teratogenler ise büyümekte olan embriyolarda kusur yaratır
Fosil yakıtlar – Petrol, gaz ve kömür’ün şu andaki tüketim oranlarıyla yakıtı malzemeye, enerjiye ve CO2 salımlarına çevirme hızı doğanın yakıt rezervlerini yenilemesi imkânından milyonlarca kere daha hızlıdır.
Temiz Su – Temiz yüzey sularının ve yeraltı sularının tüketimi telafisi olmayan sorunlar yaratmaktadır. Temiz, içilebilir suya erişim hızla ilerleyen uluslararası bir problemdir.
Mineraller -Maden cevherleri metallere ve alaşımlara çevriliyor ve bunlar da genellikle oksitlenerek dağınık atıklar olarak geri dönüşüme kazandırılamıyorlar.
Üst toprak – Birçok yerde tarım, ormancılık ve yapı sanayisi nedeniyle toprak doğanın kendini yenileyemeyeceği bir hızla aşındırılıyor.
Bu bilgiler “Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Yayınları” dergisinden alınmıştır.

Ülkemizde inşaat sektörünün çevreci mimari uygulamaktan kaçınmalarının temel sebepleri şu şekilde sıralanabilir.

  • Çevreye uyumlu ürün geliştirmenin faydalarını henüz görememiş olmaları
  • Kısa vadeli ekonomik geri dönüşe dayalı iş modellerine mahkûm olmaları
  • Çevre ile ilgili konuları yan iş olarak görmeleri
  • Bilgiye erişim kanallarının zayıf olması
  • Yeterli deneyime sahip olmamaları
  • İş yükü fazlalığı, rutin işlerinin yoğunluğu

Firmaların neden sürdürülebilir mimari seçmeleri gerektiğine gelecek olursak;

  • Yalnız bugünün değil, geleceğin de yönetmeliklerini yerine getirebilmek
  • Sektörde yeni sesi duyulmaya başlayan ve ileride neredeyse her müşterinin isteyeceği özellikleri şimdiden sunabilmek
  • Kurumsal vizyon ile firmanın itibarını geliştirmek

  • Diğer firmalarla rekabette önde olmak
  • İnşa edilen yapının kalitesini ve dayanıklılığını arttırmak
  • Üretim sürecini geliştirmek
  • Maliyetleri düşürmek
  • Firmanın AR-GE yatırımlarını arttırması ile yeni iş olanaklarını yakalama ve yeni pazarlara açılma gücünü arttırmak

Öncelikle sürdürülebilir mimari için ekolojik dengeyi sarsmayacak, geri dönüşümlü ve doğaya en fazla uyumlu malzemelerin kullanımı hedeflenir. Doğal taşlardan, ahşap kullanımına (tabii orman katliamı yapmadan), kil, saz gibi pek günümüzde tercih edilmeyen materyallere kadar giden bir liste içinde malzeme çeşitliliğimiz olacaktır. Her ne kadar bu ütopik görünse de (ki ülkemizdeki imar düzenlemelerinden, inşaat sektörünün tutumuna kadar ulaşan nedenlerle) bazı noktalarda hala bu tür yaklaşımları kullanmanız mümkün olabilmektedir.

Ülkemizde mimari projelerde enerji kullanımı ve enerji tasarrufu konularında uygulamaları pratiğe dökmek daha mümkün görünmektedir. Özellikle elektrik masrafından tasarruf, doğayı en umursamayan kişileri bile bir anda “çevre gönüllüsü” hale getirebilmektedir. Değişik pencere uygulamaları, binanın rüzgar aldığı kısımlarındaki havalandırma uygulamaları, baca ve sulama uygulamaları olsun, bir çok alanda enerji tasarrufu yapacağınız detaylar mevcut. İlgilenenler Cengiz Bektaş’ın kitaplarına bir göz gezdirsin, ne demek istediğimi anlayacaklardır. Hal’i hazırda günısı olarak adlandırılan su ısıtma sistemlerinden, çift cam gibi yalıtım malzemelerine elimizde “bir nebze” tasarruf araçlarımız var, fakat sürdürülebilir olmadıkları kullanılan yan malzemelerinden aşikar.

Sonuçta, günümüzde geç kalmış olsak da, inşaat sektöründen sürdürülebilir mimarlık uygulamalarını hala hayata geçirebiliriz. Bahsettiğim “akıllı ev” diye görüntülü sistem sunan binalar değil, gerçekten doğanın çevresinde kendisine sunduğu özelliklerden faydalanan, gerçek “akıllı evler” benim bahsettiğim.

Kalın sağlıcakla…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir